Faya Meydan Okunabiliyor

1 yıl sonra Gölcükteyiz. Depremin tam merkezinde. Fayın boydan boya yardığı ilçede. Depremin toplam hasarının yüzde 33ünü tek başına göğüsleyen yerde.
Kıyı boyunda fay hattının izini sürüyoruz.
Enkazlar kalkmış.
Fay görülür halde.
Toprak üç metre yarılmış.
Üzerinde ne varsa yıkmış geçmiş.
Donanma üssüne duvardan dalmış.
Duvar üç metre içeri girmiş.
Tel örgüden içerde, askerler fay hattını işaretlemişler.
Yıkılan orduevi ve ekseni kaydığı halde ayakta kalan balo salonu artık park haline gelmiş.
Görüldüğü kadarıyla asker depremin acılarını değil ama izlerini silmeyi başarmış.
Dışarda ise bir umut görüntüsü var. Tam fay hattının ortasında.
İki bina.
Fay hattıyla aralarında metre değil, santimle ölçülebilecek bir mesafe var.
Dimdik ayaktalar.
Duvarlarında çatlaklar, yarıklar var. Ama binalar ayakta.
Çöken bir duvarları, yıkılan bir odaları, katları yok.
7.4e meydan okumuşlar.
Hem de tam dibinden.
Bu binalarda değil ölen, yaralanan yok.
Çünkü doğru yapılmışlar.
Doğru mühendislik, doğru inşa.
Fay orada ama hesap da orada.

Bu iki bina depremden değil, kendimizden, sahtekárlığımızdan, hırsızlığımızdan, fısatçılığımızdan, boşvermişçiliğimizden, ben yaptım olduculuğumuzdan, domuzdan kıl koparmayı kár saymacılığımızdan, bize dokunmayan yılan bin yaşasıncılığımızdan korkmamız gerektiğini gösteriyor.

Doğa doğru olana dokunmuyor ama "yamukluğu"affetmiyor...

Hürriyet
Cuma, 18 Ağustos 2000

Fatih Altaylı

How To Apply